“HAİN” SATICILAR!

Bir seferinde oğluma bisiklet alma sözü vermiştim. Onun için koyduğum hedefleri yerine getirmiş ve sanıyorum en az bir kere bu bisikleti rüyasında görmüştü. Yani artık eline geçecek olan şeyi sadece istemiyor, aynı zamanda özlüyordu. Derken oğlumu telefonla arayıp onu ofisime davet ettim.
Oğlumla birlikte biraz dolaştıktan sonra, bir mağazaya gittik. Görevli bayan, bize kocaman bir bisiklet gösterdi. Bu bisiklet bizim oğlanın belki 3 sene sonra binebileceği yükseklikte bir bisikletti ve çocuk, ters bir durumda fena düşerdi. Ben bu düşüncelerimi bayana anlatınca, o bana: “Yok yok uygundur” dedi. Bu sefer de ben ona: “Size bir soru: Bu çocuk sizin çocuğunuz olsaydı, ona bu bisikleti alır mıydınız?” dedim. Kadıncağız duraksadı ve: “Tamam ben size depodan başka bir bisiklet getireyim” dedi. Onun depodan getirttiği bisikleti aldık ve bizim bebe de bisikletine kavuşmuş oldu.
Bir seferinde kıymetli bir misafirimle İstiklâl Caddesi’nde dolaşırken, acıktığımızı fark ettik. Misafirimi kendimce güzel bir yerde ağırlamak istiyordum. Bu sırada güzel bir lokantada “Çiğköftemiz bulunmaktadır” yazısını görünce oraya girdik. Neyse siparişlerimizi verdik ve sohbet etmeye başladık. Siparişlerimiz gelince bendenizin hayalleri suya düştü. Çünkü bana çiğköfte diye kısır getirmişlerdi. Emin olmak için, durumu misafirime de sordum ve o da söz konusu olan şeyin kısır olduğunu söyledi. Bunun üzerine garsonu davet ettim ve: “Yahu bu kısır, çiğköfte değil ki!” dedim. Pişkin garsonumuz: “Bu çiğköftedir” dedi. Yanımdaki misafir rahatsız olmasın diye konuyu uzatmadım ve kırk yıllık kısırı çiğköfte niyetiyle yedim.
Bendeniz gittiği yerlerde “arıza” arayan birisi değilim. Sessizce işlerimi halledip gitmek veya sakince yemek yiyip-sohbet etmek isterim. Ayrıca göze batmayı da hiç istemem. Ama çocuğumun boyuna uygun olmayan, onun için tehlikeli olabilecek bir bisikleti bana satmaya uğraşan bir satıcıyı göz ardı edemem. Hâliyle, bana çiğ köfte diye kısırı “yutturmaya” çalışan bir garsona birkaç kelime söylerim. Gittiğim yerlerde, ayın elemanı olmak için, bana yakışmayan bir şeyi satmaya veya istemediğim bir şeyi yedirmeye hazır bulunan kişilerle karşılaşmayı ve onlarla “kapışmayı” ben de istemiyorum. Ama “para” denen şeyi kazanmak kolay değil ve parasını verdiğim şeyin niteliklerine de ben karar vermek isterim. Çünkü ben tüketiciyim.
Dürüst satıcıları her zaman takdir ederim. Öğrencilerime satış sektörüne kenarından köşesinden girmelerini öneririm. Çünkü satış işi sizin, insanları, para kavramını, toplumu hakkıyla tanımanıza yardımcı olur; başarılı olursanız, geliriniz, dolayısıyla seçenekleriniz artar; maddî ve manevî olarak rahatlarsınız. Ama tüketiciyi yanıltarak veya kandırarak “başarılı” olma fikri beni rahatsız ediyor. Seminerlerimde en çok vurguladığım ilkelerden birisi de budur.
Yoksa ben de her gelen öğrenciye İngilizce öğrenmek için neler yapmaları gerektiğini sabırla anlatmak yerine, onlara 6 ayda İngilizce öğretebileceğimi söyleyebilirim ve inanın buna inanan çok kişi çıkar. Çünkü günah ve ütopya kolay pazarlanırmış! Ama ben hayal satarım, ütopya satmam, çünkü hayaller gerçekleşebilirler, fakat ütopyalar, adı üzerinde, gerçekleşemezler!
Bu tür kandırmaca ticaretinin acı örneklerine her depremde tanık oluyoruz. Ve Van’daki elim depremde de aynısını gördük. Çeşitli şekillerde eksik malzeme ve teknik ihmallerle yapılmış olan binaların sebep olduğu fazladan can kayıpları yaşadık. Osmanlı döneminden kalma binalar yıkılmazken, en yeni teknolojiyle yapıldıkları söylenen binalar kâğıt gibi yıkılıyor. Demek ki her inşanın temeli ahlâkmış! İşin acı yanı, bu şekilde binalar yapan kişiler, belki de uzun yıllar başarılı insanlar olarak tanındılar ve kim bilir, belki de hayır işlerine yardım ettikleri için “hayırsever” olarak bilindiler.
Biraz aklı olan herkes takkeyi külâh diye yutturacak birisini veya birilerini bulabilir. Ama herkes ana kuzusudur ve Birisi hepimizi gözetliyor! Yanlış biliyorsam düzeltin…
Yeni bir yazıda görüşmek üzere…
------------------------------
Bu yazıyla ilgili kitap önerim: Todd Duncan: “Satışı Öldürmek”
Bu yazıyla ilgili film önerim: “Jerry Maguire”
Savaş ŞENEL
İngilizce Öğrenim Danışmanı
&
İletişim Danışmanı
-------
Savaş ŞENEL
İngilizce Eğitim Danışmanı
&
İletişim Danışmanı
İngilizce yabancı dil öğreniminde yardımcı yazılar
Savaş ŞENEL hakkında bilgi alabileceğiniz linkler
Savaş ŞENEL'in verdiği dersler, eğitimler ve seminerler
Savaş ŞENEL: Vizyonu, Misyonu ve Değerleri
Savaş ŞENEL'in resmî sitesi (Bakımda)
Savaş ŞENEL'in Yazmış veya Tercüme etmiş olduğu kitaplar
Savaş ŞENEL'in seslendirilmiş şiirleri-Yazıları
Savaş ŞENEL'in ortak çalışmalar yaptığı kişiler-kurumlar
(Alfabetik sırayla)
Arıtan Yayınevi
ITEBS: Yurtdışı Eğitim Danışmanlığı
Neden Kitap Yayınevi
Üsküdar.com Haber Sitesi
Yusuf Sert: Dental Hizmetler
Savaş ŞENEL'in yazılarının yer aldığı süreli yayınlar
(Alfabetik sırayla)
ITEBS: Yurtdışı Eğitim Danışmanlığı kurumsal web sitesi
Sugarpare-Yazarın Günlüğü
Üsküdar 34 Haber sitesi
Üsküdar Postası Yerel Gazete
Üsküdar Rizeliler Eğitim ve Kültür Derneği Websitesi
Kişisel sayfaları
Savaş ŞENEL-Facebook Resmî İngilizce sayfa
Facebook: Savaş ŞENEL-Düşünür de Yazar
Twitter: www.twitter.com/savassenel
Linkedin: Savaş ŞENEL
Xing:Savaş ŞENEL
İngilizce öğrenimi ilgili sayfaları
Facebook:Her gün 1 İngilizce Cümle-1 English Sentence for Each Day
İngilizce öğrenmek için kullanılabilecek kaynak e-grubu
İletişim becerileri ile ilgili sayfa
Facebook: Latif İnsan-İletişim Okulu
Yazarlık becerileri ile ilgili sayfa
Facebook: Latif İnsan-Yazarlık Okulu
Savaş ŞENEL'in yazışma adresleri:
savassenel@hotmail.com
savassenel@yahoo.com
Skype: savas.senel
---------------
Kendiniz ve dostlariniz icin guzel bir hediye:
Kitap hakkında bilgi almak için bu satırları tıklayınız.






